Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)
info |
Doğal Tedavi EviRSSYorum RSS

Akciğer Hastalıkları için Tavsiye 

Akciğer hastalıkları pek çok sebepten meydana gelebilir. Özellikle çok bilinen nedeni sigaradır. Eğer akciğer rahatsızlığınız var ise modern tıbbın yanı sıra doğal bitkilerden de faydalanabilirsiniz.

Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse akciğer kanamasına çok iyi gelir.

Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu akciğer rahatsızlıkları ve vereme iyi gelir.

Hıyar suyu akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.

Melek otu akciğeri kuvvetledirir.

Şalgam akciğer bronşların temizlenmesine yardımcı olur.

Tarçın ağacı akciğerleri kuvvetlendirir.

Adet Düzenleyici Formüller 

Bitkilerden hazırlanan adet düzenleyici formüllerimizin hazırlanışı ve kullanımı aşağıda yer almaktadır.

1. FORMÜL

GEREKEN MALZEMELER :

  • Beşparmak Otu Kökü,
  • Civan Perçemi,
  • Çoban Çantası,
  • Saplı Meşe Kabuğu
  • Su

Hazırlanışı: Bütün malzemelerden birer çay bardağı alınarak bir kaba konur ve karıştırılır. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra içilir.

2. FORMÜL

GEREKEN MALZEMELER :

  • Bal,
  • Hardal Tohumu,
  • Nane,
  • Yabani Kereviz,
  • Su

Hazırlanışı: Bir çay bardağı toz haline getirilmiş hardal tohumu ve nane bir tutam yabani kereviz alınarak bir kaba konur. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra bal ile beraber içilir.

Doğal Tedavi Evi

Hayıt ve Faydası 

Hayıt01El şeklinde yaprakları olan ,yaz aylarında morumsu çiçekler açan, çalı görünümünde 1 ila 3 metre yüksekliğinde bir ağaççıktır. Yarım cm’ lik küre şeklinde, acımsı meyveleri vardır. Rengi iyice koyulaşan meyveler, ekim-kasım döneminde toplanır ve gölgede kurutulur.

  • Adet öncesi sendromlar,
  • Adet zorlukları,
  • Menopoz döneminde son derece rahatlatıcıdır.
Çünkü bu sorunlar yüz yıllardır bir kadının çok sıkıntı duymasına neden olmuştur. Doğal terapi yöntemleri yani Alternatif Tıp diye adlandırılan bu yöntemler bilim adamlarına da oldukça fazla yol göstermektedir. Bu doğal terapilerden birisi de Hayıt meyvesi veya tohumuyla yapılan terapidir. Hayıt meyvesi veya kısaca hayıt her yaştaki kadın için ebedi bir bitkisel çaredir. M.Ö 450’ de hayıt’ tan ilk olarak bahseden tıbbın babası kabul edilen Hipokrat’tır.

O zamandan beri hayıt;

  • Yüksek ateş,
  • Baş ağrısı,
  • Gazlanma ve İdrar arttırma için
  • Kadın hastalıkları için tavsiye edilen bir bitkidir.
Adet öncesi gerginlik, genellikle östrojen ve progesteron hormonları arasında dengesizliğe neden olur. Progesteron’un noksanlığı; adet gecikmesi, göğüslerde hassasiyet ve memede ağrı, sancı, kramp ve depresyon gibi semptomlara yol açar. Hayıt bu semptomların giderilmesinde veya azaltılmasında etkili olabilmektedir. Hayıt meyvesi içerisindeki eterli uçucu yağların ve diğer sinerjik bileşiklerin hipofiz bezi üzerinde pozitif etkileri vardır. Bilindiği gibi hipofiz bezi pek çok vücut hormonunun dengesinden sorumludur. Hayıt meyvesi, hipofiz bezini yumurtalıklardaki corpus luteum tarafından progesteron üretiminin artmasına yol açan belirli hormonları daha çok veya daha az üretmek için uyarır. Hayıt meyvesi vücuttaki kadınlık hormonlarını doğal bir şekilde dengeleyerek işlev görür. Hayıt meyvesi, başkaca progesteron terapilerinin başarılı olamadığı durumlarda bile başarılı olabilmektedir. Hem de bazen sentetik hormon yerleştirme sonucu oluşan yan etkilerin hiçbirine neden olmadan. Hayıt meyvesinin adet öncesi gerginlik semptomlarına faydası en az 2 hafta içinde kendini açıkça gösterir. Fakat, en iyi sonuç için hayıt meyvesi en az 3 boyunca aralıksız kullanılmasıyla alınır. Yapılan çalışmalarda daha uzun süreli olarak hayıt meyvesi alımının Adet öncesi sendromları tamamen ortadan kaldırabileceği düşünülmektedir.

 

KULLANIM ŞEKLİ: Yarım tatlı kaşığı tohum havanda hafifçe ezilir, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır. Üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, soğultulmadan öğün aralarında içilir.

UYARI : Yüksek dozajda hayıt meyvesi, yüzeysel karıncalanma duygusuna yol açabilir. Gebelik süresince kullanılmaması herhalde doğru olur.

Acı Bakla ve Faydası 

Türkiye'de özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde yabani olarak yetişen bit bitkidir.

Diğer isimleri;
Delicebakla, Termiye, Yahudi baklası, Gâvur baklasıdır.

YARARLARI :

  1. İdrar arttırıcı,
  2. Kuvvet verici,
  3. Bağırsak parazitlerini düşürücü etkileri vardır,
  4. Şeker hastalarında kan şekerini azalttır,
  5. Adet kanamalarını artırır ve kolaylaştırır,
  6. Doğum sonrası akıntıların gelişini kolaylaştırır.
Toz haline getirilmiş kavrulmuş tohumlardan sabah aç karnına 1 kahve kaşığı alınır. Nefes darlığını giderir, kurtları döker, meniyi arttırır. Basura iyi gelir, idrar söktürür. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları sebze kahvesi ismi ile kahve yerine kullanılmaktadır.

ÖNEMLİ UYARI : Zehirlidir. Alkaloid taşıyan türlerinin kahve şeklinde kullanılması tehlikelidir. Doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Adaçayı ve Faydaları 

Doğal içecekler hepimiz için önemlidir. Eğer bazı sıkıntılarımız var ve derdimize derman arıyorsak bitki çayları bizim için daha da önemli hale gelir.
  • Tüm bedeni güçlendirir,
  • Kalp krizi tehlikesini azaltır,
  • Felçlerde çok yaralıdır.
  • Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir.
  • Kanı temizler, karaciğere dosttur.
  • Adaçayı kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanılır.
Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir.

Adaçayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılaşmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Adaçayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır. Bademcik iltihaplarına ve ülsere yardımcıdır. Adaçayı dıştan uygulandığında (Çalkalama ve Gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde bademcik ameliyatına gerek kalmayabilirdi. Bedenimizin polisleri olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca böbreklere ulaşırlar. Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da Çalkalama ve Gargara şeklinde uygulandığında iyi sonuçlar verir. Bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır. Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanı sıra yara kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada adaçayı oturma banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilir. Bu çay, tahriş kaynaklı öksürüklerde de başarılıdır. Şifalı bitki olarak kullanılmasının yanı sıra, adaçayının çok değerli bir baharat olduğunu ve böylece mutfaklara girdiğini de unutmamak gerekir.

Kullanış şekilleri
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru yaprak, bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.

Çalkalama/Gargara: 2-3 tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış yaprak, 2 bardak soğuk suya eklenir ve ateşe konur. kaynamaya başlayınca ocaktan indirilir ve üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde pek çok kere 5-10 dakika süreli gargaralar yapılır.

Tentür Kullanımı : Günde 3 kere, 15-20 damla kadar D2 inceltisindeki tentür, yarım kahve fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanılabildiği her yerde tentür de kullanılabilir.

Karışımlar: Gargaralarda ve çalkalamalarda kekikle, sindirim sorunlarında ise Mayıs papatyası ile eşit oranda karıştırılır.

Adaçayı Sirkesi : Geniş ağızlı bir şişe, çayır adaçayı çiçeği ile doldurulur, çiçeklerin üstüne çıkacak kadar doğal üzüm sirkesi eklenir ve şişe 14 gün güneşte veya sıcak bir ortamda, arada bir çalkalanarak bekletilir ve süzülür.

Oturma banyosu : İki avuç dolusu yaprak soğuk suda gece boyunca bekletilir. Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.

ÖNEMLİ UYARI
Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebilir. Dölyatağı (Rahim) kaslarını uyardığı için, gebelik sürecinde kullanılmaz. Annelerin süt üretimini durdurur. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen başka bir yan etkisi yoktur.

Günde 3 fincan fazla içilmemesi önerilir. Fazlası zehirlenmelere sebep olabilir. Çocuklara içirilecekse az miktarlarda içirilmelidir.

KALP hastalıklarında hangi şifalılar kullanılmalı... 

Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye,kalp için de çok önemli.

Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır. Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.

Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor.İçerdiği ellegic asit,vücudu kansere karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar.Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.

Çikolata:E vitamini,magnezyum ve demir;Kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin.

Elma: Günde 5 adet yiyin.

Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli.

Salatalık: Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık,kolesterolü düşürür. Kalbi güçlendirir. Salatayı soymadan yiyin, Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.

Yumurta:Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir. En önemli özelliği, kolesterol oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yağda pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz.

Sarımsak: Mutfağınızdan eksik etmeyin. En az 1000 doğal tedavide kullanan sarımsak, sindirim sisteminden,kansere,kan dolaşımından kalp hastalıklarına kadar her şeye yaralı. Ancak hamileler dikkat olmalı.Aşırı sarımsak da kalp yanmaları ve çarpıntılarına yol açar.Günde bir diş yeter.

Humus: E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar.

Kavun: Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacının tamamını, A vitaminin de yüzde 15’ini karşılar.Kavun,kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir.

Süt: Tam bir kalsiyum, protein, folik asit, A, E ve D vitaminleriyle fosfor deposu. Çocuk,genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi gerekiyor.

Şeftali: Bir şeftali,günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar. Sindirimi kolay olan meyvenin koyu renklilerini tercih edin.Çünkü kabuğuna renk veren betakarotene maddesi,kalp ve kansere karşı faydalıdır.

Pirinç: E ve B12 ve B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.

Tuz: Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler.Mide kanseri, kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir.İngiliz Sağlık Bakanlığı,halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu,aşırısının vücuda zarar vereceğini açıkladı.

Çay: Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler,özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.

Ton Balığı: Kolesterol ve tansiyonu düzenler. Anemi hastalığına karşı D ve B12 vitamini içerir.Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor.

Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.

Karpuz: Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80’nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum, kan dolaşımını sağlar.


Doğal Tedavi Evi

 

Yoğurdu Tek Başına Yiyin... 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, yoğurdun, bazı yemeklerin besin değerini öldürdüğünü, bu nedenle de gece yatmadan önce kendi başına alınmasının daha sağlıklı olacağını söyledi.

Prof. Dr. Erdem, bazı yemeklerin yanında yoğurt yemenin Türk mutfağının vazgeçilmez özelliği olduğunu; bio teknolojik bir ürün olan yoğurdun, vücuda çok faydalı antibiyotikler, vitaminler ve kimyasal maddeler içerdiğini söyledi.


Yoğurdun sindirim sistemini düzenleyici bazı mikroorganizmaları da barındırdığına işaret eden Prof. Dr. Erdem, “Yoğurdun içindeki bazı kimyasallar, bazı organizmaların üreyebilmesine engel vermeyen kimyasallardır. Yani yoğurdu mayalayan organizma, aslında başka organizmaların üremesini engellemek adına bazı maddeler salar. Biz yoğurdu yediğimiz zaman o maddelerden yararlanabiliyoruz” dedi.


YATMADAN ÖNCE BİR KASE YOĞURT”

Prof. Dr. Erdem, bazı yemeklerin vazgeçilmezleri arasında bulunan yoğurdun, bu yemeklerdeki besin değerlerinin bağırsaktan emilimini engellediğine dikkati çekerek, “Alışkanlık olarak yemekle birlikte yenen yoğurt, bazı yemeklerin besin değerini olumsuz etkileyebiliyor. Yoğurt, etrafında bazı organizmaların büyümesini engelleyebilmek için onların büyümesini sağlayan gerekli bir takım maddeleri ortadan kaldırabilir. Mesela demiri bağlaması gibi” diye konuştu.


Prof. Dr. Erdem, yoğurdun içindeki vitamin ve minerallerin faydasının görülebilmesi için ana yemeği yedikten bir iki saat sonra, yani yatmadan önce kendi başına bir besin maddesi olarak alınması gerektiğini kaydetti.

Dut ve Faydaları 

DutDutun faydaları da saymakla bitmiyor. Önce beyaz dutun faydalarına bir göz atalım. Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden çok zengin olan dut, ateş düşürücü etkiye sahip.


Dutun en şaşırtıcı özelliği kanamalardaki etkisi. Taze dut yaprakları ile derideki yaralara ya da burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanama anında duruyor.

Yapraklar aynı zamanda güçlü bir idrar söktürücü. Bunun için 15-20 gram yaprağı 3 su bardağı ile kaynatıp tüketin. Bu yaprak suyu aynı zamanda çok etkili bir ateş düşürücü. Vücutta biriken suyuda dut yaprakları atıyor.

 

Dut aç karna yendiğinde bağırsakları çalıştırıyor ve temizliyor. Özellikle de bağırsak solucanları açısından öneriliyor. Çünkü aç karna yenen dut, bağırsak solucanlarını döküyor.

Kansızlığın dermanı da dut… Dut ne şekilde tüketilirse tüketilsin çok iyi bir kan yapıcıdır.


İştah artırıcı etkisi de olan dut aynı zamanda bir enerji deposu… Karadutun faydaları da saymakla bitmiyor.

Kara dut şurubu ya da kara dutun yaprak ve kabuklarının kaynatılması ile elde edilen sıvı ağız ve boğaz antisepsisinde, diş eti iltihaplarında birebirdir.

Karadut çok güçlü bir antioksidan içeriyor. Bu da antioksidanlar da bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kalbi koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici etkisi var.

Karadut yorgunluk durumunda çok faydalı. Çünkü halsizliğe derman olurken, yorgunluğu da yok ediyor. Aynı zamanda uykusuzluğa da çare oluyor.

Karadut kan basıncını düşürüyor, sindirim sistemindeki rahatsızlıkları da yok ediyor. Mide salgısını artırdığı tespit edilmiştir.

Saçların ve özellikle de dişlerin güçlenmesi için mutlaka bol bol karadut tüketin. Saç ve diş dostu olarak biliniyor.

İnternet haber

Ardıç ve Faydaları 

Yağlar, çok miktarda bitkinin islenmesiyle az miktarda elde edilirler. Oldukça yoğun bir içeriğe sahip bu yağları mutlaka dozajına uygun kullanmak gerekir. Şimdi sizlere Ardıç Yağı hakkında bilgiler vereceğiz.

Pek çok insanin daha önce adini bile duymadığı, ama kullanıp etkisini gördükten sonra, vazgeçilmezi haline gelen ardıç yağı, bir çok insanin hayatında küçümsenemeyecek değişikliklere yol açtı. Onların hayatini çok olumlu etkiledi. Pek çok insana şifa kaynağı oldu. Onu tanıyıp kullandığınızda, gerçekten de ne kadar mucizevi bir yağ olduğunu sizin de onaylayacağınıza eminim. Şimdiye kadar pek çok bitkiyi tavsiye ederken, uzun sureli kullanımın şart olduğunu belirttik. Ama ardıç yağını uzun sureli kullanamıyoruz. 4-6 haftalık bir kullanımdan sonra mutlaka birkaç haftalık bir ara vermek gerekiyor.

Ardıç yağı böbrek hastalarında ve hamilelerde kullanılmaz. Dahilen alımlarda kesinlikle belirtilen miktarın üzerine çıkılmaz. Haricen kullanımlarda ise sure ve doz kısıtlaması söz konusu değil.

Bakin ardıç yağı hangi hastalıklarda bize yardımcı oluyor:

KANI TEMİZLER

Ardıç yağı kani temizler, kandaki zehirli maddeleri dışarı atar. Kan yoluyla oluşan hastalıklara da engel olur. Ayrıca kansızlığa iyi gelir.vücuttaki toksinleri temizlediği, iltihapları söktüğü, tıkanıklıkları açıp temizlediği için arındırıcı bitkisel kürlerde yer almaktadır.

GRİP ARTIK SORUN DEĞİL !

Hiç unutmam, bundan 5-6 yıl kadar önce misafirlerim vardı ve onlardan bir tanesi oldukça rahatsız görünüyordu. Arkadaşımın bu hasta hali beni rahatsız etti. Konuşurken aile boyu griplerinin çok ağır geçtiğini, en az 10 iğne kullanmadan kendilerine gelemediklerini anlattı. Hemen orada ona, ardıç yağı damlatılmış bir kesme seker ikram ettim. Arkadaşım etkisini hissetmiş olacak, giderken bana ardıç yağıyla ilgili sorular sormaya başladı. Sonra ardıç yağı temin edip kullanmış ve hastalığını kolayca tedavi etmeyi basarmış. O günden sonra ne zaman karsılaşsak, ardıç yağı sayesinde iğnelerden kurtulduğunu söyler, kendisini ardıç yağıyla tanıştırdığım için teşekkür eder. Ardıç yağının grip ve soğuk algınlığındaki etkisi gerçekten de denemeye değer. Hele bir de soğuk algınlığına yatkınsanız, gripleriniz çok ağır gediyorsa, ne kullanırsanız kullanın fayda vermiyorsa en kısa zamanda onunla tanışmalısınız. Onu kullanıp, etkisini gördüğünüzde bana hak vereceğinize eminim. Bugüne kadar pek çok insan onunla şifayı yakaladı, ona alıştı, onu evinin bir numaralı ilacı yaptı. Ailemizde de en sık başvurduğumuz ilaçlardan birisidir ARDIÇ YAĞI.

Vücudumuzda azıcık bir kırgınlık hissettiğimizde, hemen ardıç yağı kullanmaya baslarız.

Onunla grip çoğu zaman başlayamadan biter. Bazen de baslar, ama etrafımızdaki insanlardan çok daha kısa surede ve hafif atlatırız. Üstelik hiçbir kimyasal ilaç kullanmadan. Ardıç yağını dozajını düşürerek çocuklarımıza da veriyoruz. Kısa surede etkisini görüyor, antibiyotiklere muhtaç olmamanın huzurunu yasıyoruz. ARDİÇ YAĞI ayrıca vücut ateşini de düşürüyor, soğuk algınlığında çok ihtiyaç duyduğumuz terlemeyi sağlayarak, vücuttan toksin atılmasını temin ediyor.

SİNÜZİTTE ARDIÇ YAĞI !

Sinüzit zor bir hastalıktır. Özellikle de kıs aylarında. Sinüzit soğuğu hiç sevmez ve en ufak bir üşütmede kendini gösterir. Burun tıkanıklığıyla birlikte görülen bas ağrıları dayanılmaz olabilir. Tıkanık burnunuzu açmayı çoğu zaman başaramazsınız. İste bu durumda ARDIÇ YAĞI büyük yardımcı. Burundan teneffüs edildiğinde tıkalı burnu açıyor, sinüsleri boşaltıyor, iltihabı söküyor. Sinüslerin boşalmasıyla büyük rahatlama sağlandığı gibi, buna bağlı baş ağrıları da sona eriyor. Sinüzit tedavisinde ardıç yağı burundan teneffüs edilerek uygulanır. Bunun yanında dahilen almak da, iltihap sökülmesine yardım edeceğinden etkiyi artırır.

ROMATİZMA, ARTRİT VE GUTTA !

Bu üç hastalıkta ardıç yağı vücuttaki fazla suyu atarak, rahatlamaya sebep olur. Eklem ve kas ağrılarını yatıştırır, hareket kabiliyetini artırır. Dahilen kullanımın yanı sıra, ağrılı bölgelere zeytinyağıyla 1/10 oranında karıştırılarak masaj yapılması büyük fayda sağlar. Ardıç yağıyla yapılan masajlar çarpma, burkulma, ezilme gibi durumlarda da etkilidir.

SELULİT PROBLEMİNİZ Mİ VAR?

Bitkisel yağlar kullanılarak tedavi yapılan aromaterapide, ardıç yağı selülitte başarıyla kullanılmaktadır. Sizler de eğer selüloitlerinizden kurtulmak istiyorsanız, ardıç yağıyla düzenli masajlar yapabilirsiniz.

ÖKSÜRÜK, BRONSİT, ANJİN VE BOĞAZ İLTİHABINDA!

Bütün bu hastalıklarda ardıç yağı kısa surede etkisini gösterir, büyük rahatlama sağlar. Dozajına dikkat etmek ve uzun sure kullanmamak şartıyla çocuklarınıza da rahatlıkla ardıç yağı verebilirsiniz. Ayrıca inatçı öksürüklerde ardıç meyvesinin kaynatılmasıyla yada kaynayan suya biraz ardıç yağı katılmasıyla uygulanacak buhar teneffüsünün de çok faydalı olduğunu, kendi deneyimlerime dayanarak belirtmek istiyorum.

İDRAR SÖKTÜRÜCÜ

Ardıç yağı idrar söktürücü özelliğiyle bilinir. O, idrar söktürürken, vücutta birikmiş olan suyu da atar. Hastalık sonrası nekahet döneminin kolay atlatılmasını sağlar.

ADET SANCILARINA FAYDALI!

Ardıç yağı adet sancılarını dindirir. Adet sokturur. Rahimdeki iltihapları temizler, beyaz akıntılara da iyi gelir.

ŞEKER HASTASIYSANIZ!

Seker hastaları da zaman ardıç yağından faydalanabilirler. Ardıç yağı pankreası olumlu etkiler. Kandaki seker miktarını düşürür. Bedende genel bir iyileşme sağlar. Seker hastası bir yakınımız var. Seker hastalığıyla alakalı mı bilinmiyor ama, vücudunun çeşitli yerlerinde yara benzeri oluşumlar meydana geliyormuş. Doktorlar bunun ne sebebini, ne de çaresini bulabilmişler. İnanamayacaksınız ama bu rahatsızlığa ardıç yağı çare oldu.

Tavsiyemiz üzerine ardıç yağı kullanmaya başladı. Bize bildirdiğine göre, ardıç yağı kullandığında yaralar kayboluyor, bıraktığında ise tekrar çıkıyormuş. Sebebi ve çaresi bilinmeyen bir hastalıkta, elde edilen bu etki, sizce de ardıç yağının büyük bir başarısı değil mi?

Babamda bir şeker hastası ve şekeri çok yüksekti. Doktorlar artık çareyi İNSÜLİN de demeye başlamışlardı. Biz babama Ardıç Yağı ve Tarçın kullandırdık. Şimdi tahlillerde Şekerin “Ş” si gözükmüyor.

HAZIMSIZLIK VE GAZ PROBLEMİNE!

Ardıç yağı sindirimi uyarır, hazmı kolaylaştırır, mide ve bağırsak gazlarını izale eder. Ardıç yağını kullanan bir çok kişiden gaz problemlerine çare olduğunu bizzat şahit oldum. Midesinde sürekli şişlik, dolgunluk hissedenlere de ardıç yağı faydalı olacaktır. Ardıç yağı ayrıca ağız kokusunu da, izale eder.

MESANE İLTİHAPLARINDA!

Ardıç yağı böbrek rahatsızlıklarında kullanılmaz, ama söz konusu olan mesane ve idrar yolları enfeksiyonuysa çok iyi bir antiseptiktir. İdrar yollarını temizler, iltihabı söker atar.

CİLT HASTALIKLARINIZA ÇARE OLABİLİR!

Antiseptik olduğu için haricen kullanımla bir çok deri hastalığında faydası görülecektir. Kaşıntı, egzama, mantar hatta sedef benzeri rahatsızlıklar için onu deneyebilirsiniz.

KULLANİM SEKİLLERİ

DAHİLEN Kesme seker üzerine 5-6 damla ardıç yağı damlatılıp, dil üzerine konularak yavaş emilir. Ye da ayni miktardaki ardıç yağı az bir su üzerine damlatılarak içilir. (günde 3 defa)

BURUNDAN 2 küçük pamuğa 4-5 damla damlatılır ve 2 burun deliğine konulur. Nefes alırken pamuktan süzülen hava 15-20 dakika teneffüs edilir. Günde bir veya iki defa yapılabilir.

HARİCEN Romatizmam hastalıklarda, ağrıyan yerlere zeytinyağıyla 1/10 oranında karıştırılarak elde edilen karışım ilgili bölgeye sürülerek masaj yapılır. Cilt hastalıklarında ve selulitte ise doğrudan kullanılır.

Doğal Tedavi Evi

Her derde deva mucizevi DEREOTU 

Orjinal Adı: Anethum graveolens

Diğer Adları: Durakotu, Tarhanaotu, Tereotu

Besin Değerleri : 100 gr. taze dereotu yaprak ve saplarının içerdiği besin değerleri şunlardır: 28 kalori; 2,8 gr. protein; 5,1 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,4 gr. yağ; 0,5 gr. lif; 21 mgr. fosfor; 100 mgr. kalsiyum: 2,7 mgr. demir: 397 mgr. potasyum: 3.500 IU A vitamini ve 31 mgr. C vitamini.

Maydanozgiller familyasındandır. Akdeniz havzası kökenli, bir ya da ikiyılIık dayanıklı otsu bitki olup ükemizde yaygın olarak yetişir. 60 cm. kadar boylanabilir. Gövdesi yeşil ya da mavi-yeşil renkli, yuvarlak kesitli, içi boş ve bir ana gövdeden dallara ayrılan yapıdadır. Hoş kokulu, iplik gibi ince yapılı ve tüylü olan yeşil ya da mavi-yeşil yaprakları; yaz ortalarında 20 cm. kadar genişlikte şemsiyeye benzer salkımlar oluşturarak açan sarımsı renkli, hoş kokulu minik çiçekleri vardır. Oval biçimli, yassı ve esmer kahverengi küçük tohumları (meyvesi) da hoş kokulu olur. Bitki, tohumlarıyla çoğalır.

Dereotunun tıbbi bakımından en önemli bölümü olan tohumları, bileşiminde karvon: limonen adlı maddeler bulunan % 4 oranındaki uçucu yağ ile ayrıca pektin, reçine ve bazı mineralleri içerir. Bu tohumlar aynen ya da ezilip baharat olarak bazı yemek ve besinlere katılır. Bitkinin yaprakları, çeşni vermesi için, yemek ve salatalara konur.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı Besin ve ilaç olarak bedene yararlı nitelikleri ta Eski Mısırlılar zamanından beri bilinen dereotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Sinirleri yatıştırır ve bedeni rahatlatır.

• Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Özellikle küçük çocuklarda gaz söktürücü etkisi önemlidir.

• Sindirimi kolaylaştırır. Karın ağrılarına iyi gelir.

• Mineral yönünden zengin olduğu için tuzsuz rejimlerde yer alır.

• Hıçkırığı kesici etkisi vardır.

• Süt bezlerini uyardığından emzikli annelerde süt gelişini artırır.

• Kusma refleksini bastırır.

Bütün bu etkilerini sağlamak üzere, tohumları iyice olgunlaşmadan önce bitki kesilip çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanarak kurutulur. Tohumları iyice olgunlaşıp renkleri esmer kahverengine dönüşünce yere temiz bez ya da kâğıt serilip üzerinde demetler dövülerek tohumlarını dökmesi sağlanır. Bu tohumlardan 1-2 tatlı kaşığı alınarak hafifçe ezilip üzerine 1 bardak kaynar su dökülür ve 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Yemeklerden önce bu infüzyondan birer bardak içilir.

• Dereotu nefesin kötü kokusunu temizler. Bunun için tohumlan ağızda çiğnenir.

Salata, çorba, sos, balık ve et yemeklerinde kullanılan dereotunun tam bir şifa kaynağı olduğu ortaya çıktı. Yrd. Doç. Dr. Atnan Uğur, gaz söktürücü, yatıştırıcı ve hazmettirici özellikleri bulunan dereotunun nefes açmak ve kötü ağız kokulardan arınmak için yarım ya da bir çay kaşığı tohumunun çiğnenmesinin yeterli olacağını belirtti. Dereotunun mide krampları ve spazmlarında da oldukça etkili olduğu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Atnan Uğur, tohumlarının kusma, hıçkırık ve karın şişmesi gibi rahatsızlıklara da iyi geldiğini kaydetti.

NEFESİ AÇIYOR, AĞRIYI GEÇİRİYOR

Dereotu tohumunun bal ile şerbet yapılarak içilirse kusmayı kolaylaştıracağını dile getiren Yrd. Doç. Uğur, "Tohumlarından yapılan çay, bağırsak yanmaları, karın ağrıları ve idrar yapamama gibi durumlarda fayda sağlamaktadır. Dereotu çayı yapmak için, ezilmiş 2 çay kaşığı dereotu tohumunu, kaynamakta olan suya atarak 2-3 dakika kaynatılması yeterlidir. On dakika kadar çayın demlenmesi beklendikten sonra, her yudumda nefesin açıldığı hissedilecektir. Çocuklara, gaz ve sancı durumlarında, seyreltilmiş çaydan daha az miktarlarda verilebilir" dedi.

ANNE SÜTÜNÜ ARTIRIYOR

Dereotunun aynı zamanda sindirime yardımcı ve idrar söktürücü özelliğinin de bulunduğunu belirten Uğur “Düzenli tüketilmesi durumunda, emzikli kadınların sütünü arttırma gibi özellikleri ile de halk reçetelerine girmiştir. Çürüme, ezilme, sancı, öksürük, uykusuzluk, sarılık, iskorbüt, ağrılı yerler, karaciğer, safra ve bağırsak problemleri, böcek sokmaları gibi rahatsızlıklarda kullanılmaktadır.

KOLESTEROLÜ AZALTIYOR

Tohumları, sindirim sisteminde ishale neden olan birçok bakteriye karşı vücudu koruyor. Lapası rahimdeki enfeksiyonları temizliyor. Hayvanlar üzerindeki denemelerde, damarlarda genişlemeyi arttırdığı ve kan basıncını düşürdüğü, solunumu teşvik ettiği ve kalp atış hızını azalttığı belirlenmiştir. Yine fareler üzerinde yapılan denemelerde, dereotu yapraklarından çıkarılan coumarin (vanilyaya benzeyen koku) 14 günlük kürü ile farelerin kan serumunda trigliserit seviyesinde yüzde 50, toplam kolesterol seviyesinde ise yüzde 20 azalma belirlenmiştir"

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Dereotu bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Bayat olmayan tohumları bahçelerde, derince kazılıp gübrelenerek düzeltilen yerlerine ilkbaharda, nisan ayının ılık bir gününde öğle saatlerinde toprağa serpilerek ekilir. Tohumların üzeri ince bir toprak tabakasıyla örtülür. Süzgeçle sık sık sulanarak çimlenmeleri sağlanır. Çimlenen fidelerden aşırı sıklık yaratanları ve zayıf olanları sökülerek seyreltme yapılır. Ya da tohumlar başlangıçta 15-20 cm. aralıkla çok derine olmamak üzere elle ekilir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Ilıman ve sıcak iklimleri seven dereotu bitkisi, bahçemizin bol güneş gören yerine ekilmelidir.

Toprak isteği: Toprak bakımından aşırı seçici olmayan dereotu bitkisi hafif, kumlu, süzek (suyu iyi akıntılı) ve organik madde yönünden zengin olan topraklarda iyi yetişir.

Sulama: Su isteği makul derecede olan dereotu bitkisinin toprağı, kurak havalarda sulanıp nemli tutulmalıdır.

Gübreleme: Bitkinin ekileceği yeri hazırlarken toprağa verilen iyi yanmış çiftlik gübresinden başka bir kez de yaz ortalarında kompoze fenni gübre serpilmesi yararlı sonuçlar verir.

Hasat (Derim): Yaz ortalarında dereotunun sap ve yaprakları geliştikçe, bunlar koparılarak sürekli hasat edilir. Dereotu tohumlarının hasadı için bitkinin yaz sonuna doğru olgunlaşan çiçek şemsiyeleri uzun saplarıyla birlikte kesilip toplanır. Çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanır, yüksek bir yere baş aşağı asılıp iyece kurutulur. Sonra, temiz bir örtü ya da kâğıt üzerine tutulan demetlere vurularak veya bu demetler silkelenerek tohumların dökülmesi ve toplanması sağlanır.

Doğal Tedavi Evi