13 Haziran 2008 01:04 · SIFACI
· Etiketler
akciğer
,
andız
,
hıyarsuyu
,
melekotu
,
tarçın
,
üzüm
Akciğer hastalıkları pek çok
sebepten meydana gelebilir. Özellikle çok bilinen nedeni sigaradır. Eğer
akciğer rahatsızlığınız var ise modern tıbbın yanı sıra doğal bitkilerden de
faydalanabilirsiniz.
Andız otu kökü
ezilip balla karıştırılarak yenirse akciğer kanamasına çok iyi gelir.
Üzüm şırasının
içinde bir ay bekletilen andız otu akciğer rahatsızlıkları ve vereme iyi gelir.
Hıyar suyu akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.
Melek otu akciğeri kuvvetledirir.
Şalgam akciğer bronşların
temizlenmesine yardımcı olur.
Tarçın ağacı akciğerleri kuvvetlendirir.
13 Haziran 2008 00:49 · SIFACI
· Etiketler
adet sancısı
,
alternatif tıp
,
balık yağı
,
civan perçemi
,
hardal
,
kereviz
,
çoban çantası
Bitkilerden hazırlanan adet düzenleyici formüllerimizin hazırlanışı ve kullanımı aşağıda yer almaktadır.
1. FORMÜL
GEREKEN MALZEMELER :
- Beşparmak Otu Kökü,
- Civan Perçemi,
- Çoban Çantası,
- Saplı Meşe Kabuğu
- Su
Hazırlanışı:
Bütün malzemelerden birer çay bardağı alınarak bir kaba konur ve
karıştırılır. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra
içilir.
2. FORMÜL
GEREKEN MALZEMELER :
- Bal,
- Hardal Tohumu,
- Nane,
- Yabani Kereviz,
- Su
Hazırlanışı:
Bir çay bardağı toz haline getirilmiş hardal tohumu ve nane bir tutam
yabani kereviz alınarak bir kaba konur. Yeteri kadar su eklenerek
kaynatılır. Soğutulduktan sonra bal ile beraber içilir.
Doğal Tedavi Evi
13 Haziran 2008 00:40 · SIFACI
· Etiketler
adet sancısı
,
alternatif tıp
,
ateş
,
baş ağrısı
,
gaz
,
hayıt
,
menepoz
,
şifalı bitkiler
El şeklinde
yaprakları olan ,yaz aylarında morumsu çiçekler açan, çalı görünümünde
1 ila 3 metre yüksekliğinde bir ağaççıktır. Yarım cm’ lik küre
şeklinde, acımsı meyveleri vardır. Rengi iyice koyulaşan meyveler,
ekim-kasım döneminde toplanır ve gölgede kurutulur.
- Adet öncesi sendromlar,
- Adet zorlukları,
- Menopoz döneminde son derece rahatlatıcıdır.
Çünkü
bu sorunlar yüz yıllardır bir kadının çok sıkıntı duymasına neden
olmuştur. Doğal terapi yöntemleri yani Alternatif Tıp diye adlandırılan
bu yöntemler bilim adamlarına da oldukça fazla yol göstermektedir. Bu
doğal terapilerden birisi de Hayıt meyvesi veya tohumuyla yapılan terapidir. Hayıt meyvesi veya kısaca hayıt
her yaştaki kadın için ebedi bir bitkisel çaredir. M.Ö 450’ de hayıt’
tan ilk olarak bahseden tıbbın babası kabul edilen Hipokrat’tır.
O zamandan beri hayıt;
- Yüksek ateş,
- Baş ağrısı,
- Gazlanma ve İdrar arttırma için
- Kadın hastalıkları için tavsiye edilen bir bitkidir.
Adet
öncesi gerginlik, genellikle östrojen ve progesteron hormonları
arasında dengesizliğe neden olur. Progesteron’un noksanlığı; adet
gecikmesi, göğüslerde hassasiyet ve memede ağrı, sancı, kramp ve
depresyon gibi semptomlara yol açar. Hayıt bu semptomların
giderilmesinde veya azaltılmasında etkili olabilmektedir. Hayıt meyvesi
içerisindeki eterli uçucu yağların ve diğer sinerjik bileşiklerin
hipofiz bezi üzerinde pozitif etkileri vardır. Bilindiği gibi hipofiz
bezi pek çok vücut hormonunun dengesinden sorumludur. Hayıt meyvesi,
hipofiz bezini yumurtalıklardaki corpus luteum tarafından progesteron
üretiminin artmasına yol açan belirli hormonları daha çok veya daha az
üretmek için uyarır. Hayıt meyvesi vücuttaki kadınlık hormonlarını
doğal bir şekilde dengeleyerek işlev görür. Hayıt meyvesi, başkaca
progesteron terapilerinin başarılı olamadığı durumlarda bile başarılı
olabilmektedir. Hem de bazen sentetik hormon yerleştirme sonucu oluşan
yan etkilerin hiçbirine neden olmadan. Hayıt meyvesinin adet öncesi
gerginlik semptomlarına faydası en az 2 hafta içinde kendini açıkça
gösterir. Fakat, en iyi sonuç için hayıt meyvesi en az 3 boyunca
aralıksız kullanılmasıyla alınır. Yapılan çalışmalarda daha uzun süreli
olarak hayıt meyvesi alımının Adet öncesi sendromları tamamen ortadan
kaldırabileceği düşünülmektedir.
KULLANIM ŞEKLİ: Yarım
tatlı kaşığı tohum havanda hafifçe ezilir, orta boy bir su bardağı
dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır. Üstü kapalı olarak 10-15
dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay,
soğultulmadan öğün aralarında içilir.
UYARI : Yüksek dozajda hayıt meyvesi, yüzeysel karıncalanma duygusuna yol açabilir. Gebelik süresince kullanılmaması herhalde doğru olur.13 Haziran 2008 00:38 · SIFACI
· Etiketler
acı bakla
,
adet sancısı
,
basur
,
hemeroit
,
kısırlık
,
nefes darlığı
,
şeker
Türkiye'de özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde yabani olarak yetişen bit bitkidir.
Diğer isimleri; Delicebakla, Termiye, Yahudi baklası, Gâvur baklasıdır.
YARARLARI :
- İdrar arttırıcı,
- Kuvvet verici,
- Bağırsak parazitlerini düşürücü etkileri vardır,
- Şeker hastalarında kan şekerini azalttır,
- Adet kanamalarını artırır ve kolaylaştırır,
- Doğum sonrası akıntıların gelişini kolaylaştırır.
Toz
haline getirilmiş kavrulmuş tohumlardan sabah aç karnına 1 kahve kaşığı
alınır. Nefes darlığını giderir, kurtları döker, meniyi arttırır.
Basura iyi gelir, idrar söktürür. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları
sebze kahvesi ismi ile kahve yerine kullanılmaktadır.
ÖNEMLİ UYARI : Zehirlidir. Alkaloid taşıyan türlerinin kahve şeklinde kullanılması tehlikelidir. Doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
13 Haziran 2008 00:33 · SIFACI
· Etiketler
adaçayı
,
alternatif tıp
,
antioksidan
,
bademcik
,
kalp
,
şifalı bitkiler
Doğal içecekler hepimiz için
önemlidir. Eğer bazı sıkıntılarımız var ve derdimize derman arıyorsak
bitki çayları bizim için daha da önemli hale gelir.
- Tüm bedeni güçlendirir,
- Kalp krizi tehlikesini azaltır,
- Felçlerde çok yaralıdır.
- Gece
terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra,
yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı
iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe,
canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük
hallerinde başarıyla kullanılabilir.
- Kanı temizler, karaciğere dosttur.
- Adaçayı kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanılır.
Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir.
Adaçayı,
hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm
rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi
vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler,
iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların
dışkılaşmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok
rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının
tozu uygulanır. Adaçayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu
uygulanır. Bademcik iltihaplarına ve ülsere yardımcıdır. Adaçayı dıştan
uygulandığında (Çalkalama ve Gargara), bademcik iltihabı, boğaz
hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu
iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer
zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde
bademcik ameliyatına gerek kalmayabilirdi. Bedenimizin polisleri
olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren
bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca
böbreklere ulaşırlar. Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve
kanamasına karşı da Çalkalama ve Gargara şeklinde uygulandığında iyi
sonuçlar verir. Bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır.
Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanı sıra yara
kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve
dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada adaçayı oturma
banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak
içirilir. Bu çay, tahriş kaynaklı öksürüklerde de başarılıdır. Şifalı
bitki olarak kullanılmasının yanı sıra, adaçayının çok değerli bir
baharat olduğunu ve böylece mutfaklara girdiğini de unutmamak gerekir.
Kullanış şekilleri
Çay hazırlamak :
Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru yaprak, bir su
bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10 dakika
demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Taze bitki
kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.
Çalkalama/Gargara:
2-3 tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış yaprak, 2 bardak soğuk
suya eklenir ve ateşe konur. kaynamaya başlayınca ocaktan indirilir ve
üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde pek çok
kere 5-10 dakika süreli gargaralar yapılır.
Tentür Kullanımı :
Günde 3 kere, 15-20 damla kadar D2 inceltisindeki tentür, yarım kahve
fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanılabildiği her yerde
tentür de kullanılabilir.
Karışımlar: Gargaralarda ve çalkalamalarda kekikle, sindirim sorunlarında ise Mayıs papatyası ile eşit oranda karıştırılır.
Adaçayı Sirkesi :
Geniş ağızlı bir şişe, çayır adaçayı çiçeği ile doldurulur, çiçeklerin
üstüne çıkacak kadar doğal üzüm sirkesi eklenir ve şişe 14 gün güneşte
veya sıcak bir ortamda, arada bir çalkalanarak bekletilir ve süzülür.
Oturma banyosu :
İki avuç dolusu yaprak soğuk suda gece boyunca bekletilir. Ertesi gün
kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5-6 dakika demlendikten sonra
süzülür ve banyo suyuna eklenir.
ÖNEMLİ UYARI
Adaçayının
aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebilir. Dölyatağı
(Rahim) kaslarını uyardığı için, gebelik sürecinde kullanılmaz.
Annelerin süt üretimini durdurur. Önerilen dozajlara uyulduğunda,
bilinen başka bir yan etkisi yoktur.
Günde 3 fincan fazla
içilmemesi önerilir. Fazlası zehirlenmelere sebep olabilir. Çocuklara
içirilecekse az miktarlarda içirilmelidir.
12 Haziran 2008 18:19 · SIFACI
· Etiketler
alternatif tıp
,
balık yağı
,
bezelye
,
elma
,
humus
,
kalp
,
karpuz
,
kavun
,
kiraz
,
prinç
,
salatalık
,
sarımsak
,
tuz
,
yumurta
,
çay
,
şeftali
,
şifalı bitkiler
Bezelye:
Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin,
yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B
vitamini ve protein deposu olan bezelye,kalp için de çok önemli.
Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır. Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.
Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor.İçerdiği ellegic asit,vücudu
kansere karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan
dolaşımını sağlar.Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini
de düşürür. Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.
Çikolata:E vitamini,magnezyum ve demir;Kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin.
Elma: Günde 5 adet yiyin.
Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli.
Salatalık:
Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık,kolesterolü
düşürür. Kalbi güçlendirir. Salatayı soymadan yiyin, Çünkü kalbi
kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.
Yumurta:Tüm
yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir. En önemli özelliği,
kolesterol oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yağda
pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz.
Sarımsak:
Mutfağınızdan eksik etmeyin. En az 1000 doğal tedavide kullanan
sarımsak, sindirim sisteminden,kansere,kan dolaşımından kalp
hastalıklarına kadar her şeye yaralı. Ancak hamileler dikkat
olmalı.Aşırı sarımsak da kalp yanmaları ve çarpıntılarına yol
açar.Günde bir diş yeter.
Humus: E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar.
Kavun:
Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacının
tamamını, A vitaminin de yüzde 15’ini karşılar.Kavun,kalp ve böbrek
hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir.
Süt:
Tam bir kalsiyum, protein, folik asit, A, E ve D vitaminleriyle fosfor
deposu. Çocuk,genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi
gerekiyor.
Şeftali:
Bir şeftali,günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar.
Sindirimi kolay olan meyvenin koyu renklilerini tercih edin.Çünkü
kabuğuna renk veren betakarotene maddesi,kalp ve kansere karşı
faydalıdır.
Pirinç:
E ve B12 ve B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve
bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe
iyi gelir.
Tuz:
Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler.Mide kanseri,
kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir.İngiliz Sağlık
Bakanlığı,halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu,aşırısının vücuda
zarar vereceğini açıkladı.
Çay: Günde
2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp
dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler,özellikle
çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.
Ton Balığı:
Kolesterol ve tansiyonu düzenler. Anemi hastalığına karşı D ve B12
vitamini içerir.Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle
korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını
karşılıyor.
Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.
Karpuz: Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80’nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum, kan dolaşımını sağlar.
Doğal Tedavi Evi
12 Haziran 2008 18:09 · SIFACI
· Etiketler
yoğurt
Çanakkale Onsekiz
Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Günhan
Erdem, yoğurdun, bazı yemeklerin besin değerini öldürdüğünü, bu nedenle
de gece yatmadan önce kendi başına alınmasının daha sağlıklı olacağını
söyledi.
Prof. Dr. Erdem, bazı yemeklerin yanında yoğurt
yemenin Türk mutfağının vazgeçilmez özelliği olduğunu; bio teknolojik
bir ürün olan yoğurdun, vücuda çok faydalı antibiyotikler, vitaminler
ve kimyasal maddeler içerdiğini söyledi.
Yoğurdun
sindirim sistemini düzenleyici bazı mikroorganizmaları da
barındırdığına işaret eden Prof. Dr. Erdem, “Yoğurdun içindeki bazı
kimyasallar, bazı organizmaların üreyebilmesine engel vermeyen
kimyasallardır. Yani yoğurdu mayalayan organizma, aslında başka
organizmaların üremesini engellemek adına bazı maddeler salar. Biz
yoğurdu yediğimiz zaman o maddelerden yararlanabiliyoruz” dedi.
“YATMADAN ÖNCE BİR KASE YOĞURT”
Prof.
Dr. Erdem, bazı yemeklerin vazgeçilmezleri arasında bulunan yoğurdun,
bu yemeklerdeki besin değerlerinin bağırsaktan emilimini engellediğine
dikkati çekerek, “Alışkanlık olarak yemekle birlikte yenen yoğurt, bazı
yemeklerin besin değerini olumsuz etkileyebiliyor. Yoğurt, etrafında
bazı organizmaların büyümesini engelleyebilmek için onların büyümesini
sağlayan gerekli bir takım maddeleri ortadan kaldırabilir. Mesela
demiri bağlaması gibi” diye konuştu.
Prof.
Dr. Erdem, yoğurdun içindeki vitamin ve minerallerin faydasının
görülebilmesi için ana yemeği yedikten bir iki saat sonra, yani
yatmadan önce kendi başına bir besin maddesi olarak alınması
gerektiğini kaydetti.
12 Haziran 2008 18:01 · SIFACI
· Etiketler
antioksidan
,
ağız
,
diş
,
dut
,
kansızlık
,
saç
,
tansiyon
Dutun faydaları
da saymakla bitmiyor. Önce beyaz dutun faydalarına bir göz atalım.
Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden çok zengin olan dut,
ateş düşürücü etkiye sahip.
Dutun
en şaşırtıcı özelliği kanamalardaki etkisi. Taze dut yaprakları ile
derideki yaralara ya da burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanama
anında duruyor.
Yapraklar
aynı zamanda güçlü bir idrar söktürücü. Bunun için 15-20 gram yaprağı 3
su bardağı ile kaynatıp tüketin. Bu yaprak suyu aynı zamanda çok etkili
bir ateş düşürücü. Vücutta biriken suyuda dut yaprakları atıyor.
Dut
aç karna yendiğinde bağırsakları çalıştırıyor ve temizliyor. Özellikle
de bağırsak solucanları açısından öneriliyor. Çünkü aç karna yenen dut,
bağırsak solucanlarını döküyor.
Kansızlığın dermanı da dut… Dut ne şekilde tüketilirse tüketilsin çok iyi bir kan yapıcıdır.
İştah artırıcı etkisi de olan dut aynı zamanda bir enerji deposu… Karadutun faydaları da saymakla bitmiyor.
Kara
dut şurubu ya da kara dutun yaprak ve kabuklarının kaynatılması ile
elde edilen sıvı ağız ve boğaz antisepsisinde, diş eti iltihaplarında
birebirdir.
Karadut
çok güçlü bir antioksidan içeriyor. Bu da antioksidanlar da bağışıklık
sistemini güçlendiriyor. Kalbi koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici
etkisi var.
Karadut
yorgunluk durumunda çok faydalı. Çünkü halsizliğe derman olurken,
yorgunluğu da yok ediyor. Aynı zamanda uykusuzluğa da çare oluyor.
Karadut
kan basıncını düşürüyor, sindirim sistemindeki rahatsızlıkları da yok
ediyor. Mide salgısını artırdığı tespit edilmiştir.
Saçların ve özellikle de dişlerin güçlenmesi için mutlaka bol bol karadut tüketin. Saç ve diş dostu olarak biliniyor.
İnternet haber
12 Haziran 2008 17:58 · SIFACI
· Etiketler
adet sancısı
,
anjin
,
ardıç
,
bronşit
,
cilt bakımı
,
gaz
,
grip
,
kolesterol
,
romatizma
,
sedef
,
selülit
,
sinüzit
,
şeker
Yağlar, çok
miktarda bitkinin islenmesiyle az miktarda elde edilirler. Oldukça
yoğun bir içeriğe sahip bu yağları mutlaka dozajına uygun kullanmak
gerekir. Şimdi sizlere Ardıç Yağı hakkında bilgiler vereceğiz.
Pek
çok insanin daha önce adini bile duymadığı, ama kullanıp etkisini
gördükten sonra, vazgeçilmezi haline gelen ardıç yağı, bir çok insanin
hayatında küçümsenemeyecek değişikliklere yol açtı. Onların hayatini
çok olumlu etkiledi. Pek çok insana şifa kaynağı oldu. Onu tanıyıp
kullandığınızda, gerçekten de ne kadar mucizevi bir yağ olduğunu sizin
de onaylayacağınıza eminim. Şimdiye kadar pek çok bitkiyi tavsiye
ederken, uzun sureli kullanımın şart olduğunu belirttik. Ama ardıç
yağını uzun sureli kullanamıyoruz. 4-6 haftalık bir kullanımdan sonra
mutlaka birkaç haftalık bir ara vermek gerekiyor.
Ardıç
yağı böbrek hastalarında ve hamilelerde kullanılmaz. Dahilen alımlarda
kesinlikle belirtilen miktarın üzerine çıkılmaz. Haricen kullanımlarda
ise sure ve doz kısıtlaması söz konusu değil.
Bakin ardıç yağı hangi hastalıklarda bize yardımcı oluyor:
KANI TEMİZLER
Ardıç
yağı kani temizler, kandaki zehirli maddeleri dışarı atar. Kan yoluyla
oluşan hastalıklara da engel olur. Ayrıca kansızlığa iyi
gelir.vücuttaki toksinleri temizlediği, iltihapları söktüğü,
tıkanıklıkları açıp temizlediği için arındırıcı bitkisel kürlerde yer
almaktadır.
GRİP ARTIK SORUN DEĞİL !
Hiç
unutmam, bundan 5-6 yıl kadar önce misafirlerim vardı ve onlardan bir
tanesi oldukça rahatsız görünüyordu. Arkadaşımın bu hasta hali beni
rahatsız etti. Konuşurken aile boyu griplerinin çok ağır geçtiğini, en
az 10 iğne kullanmadan kendilerine gelemediklerini anlattı. Hemen orada
ona, ardıç yağı damlatılmış bir kesme seker ikram ettim. Arkadaşım
etkisini hissetmiş olacak, giderken bana ardıç yağıyla ilgili sorular
sormaya başladı. Sonra ardıç yağı temin edip kullanmış ve hastalığını
kolayca tedavi etmeyi basarmış. O günden sonra ne zaman karsılaşsak,
ardıç yağı sayesinde iğnelerden kurtulduğunu söyler, kendisini ardıç
yağıyla tanıştırdığım için teşekkür eder. Ardıç yağının grip ve soğuk
algınlığındaki etkisi gerçekten de denemeye değer. Hele bir de soğuk
algınlığına yatkınsanız, gripleriniz çok ağır gediyorsa, ne
kullanırsanız kullanın fayda vermiyorsa en kısa zamanda onunla
tanışmalısınız. Onu kullanıp, etkisini gördüğünüzde bana hak
vereceğinize eminim. Bugüne kadar pek çok insan onunla şifayı yakaladı,
ona alıştı, onu evinin bir numaralı ilacı yaptı. Ailemizde de en sık
başvurduğumuz ilaçlardan birisidir ARDIÇ YAĞI.
Vücudumuzda azıcık bir kırgınlık hissettiğimizde, hemen ardıç yağı kullanmaya baslarız.
Onunla
grip çoğu zaman başlayamadan biter. Bazen de baslar, ama etrafımızdaki
insanlardan çok daha kısa surede ve hafif atlatırız. Üstelik hiçbir
kimyasal ilaç kullanmadan. Ardıç yağını dozajını düşürerek
çocuklarımıza da veriyoruz. Kısa surede etkisini görüyor,
antibiyotiklere muhtaç olmamanın huzurunu yasıyoruz. ARDİÇ YAĞI
ayrıca vücut ateşini de düşürüyor, soğuk algınlığında çok ihtiyaç
duyduğumuz terlemeyi sağlayarak, vücuttan toksin atılmasını temin
ediyor.
SİNÜZİTTE ARDIÇ YAĞI !
Sinüzit
zor bir hastalıktır. Özellikle de kıs aylarında. Sinüzit soğuğu hiç
sevmez ve en ufak bir üşütmede kendini gösterir. Burun tıkanıklığıyla
birlikte görülen bas ağrıları dayanılmaz olabilir. Tıkanık burnunuzu
açmayı çoğu zaman başaramazsınız. İste bu durumda ARDIÇ YAĞI
büyük yardımcı. Burundan teneffüs edildiğinde tıkalı burnu açıyor,
sinüsleri boşaltıyor, iltihabı söküyor. Sinüslerin boşalmasıyla büyük
rahatlama sağlandığı gibi, buna bağlı baş ağrıları da sona eriyor.
Sinüzit tedavisinde ardıç yağı burundan teneffüs edilerek uygulanır.
Bunun yanında dahilen almak da, iltihap sökülmesine yardım edeceğinden
etkiyi artırır.
ROMATİZMA, ARTRİT VE GUTTA !
Bu
üç hastalıkta ardıç yağı vücuttaki fazla suyu atarak, rahatlamaya sebep
olur. Eklem ve kas ağrılarını yatıştırır, hareket kabiliyetini artırır.
Dahilen kullanımın yanı sıra, ağrılı bölgelere zeytinyağıyla 1/10
oranında karıştırılarak masaj yapılması büyük fayda sağlar. Ardıç
yağıyla yapılan masajlar çarpma, burkulma, ezilme gibi durumlarda da
etkilidir.
SELULİT PROBLEMİNİZ Mİ VAR?
Bitkisel
yağlar kullanılarak tedavi yapılan aromaterapide, ardıç yağı selülitte
başarıyla kullanılmaktadır. Sizler de eğer selüloitlerinizden kurtulmak
istiyorsanız, ardıç yağıyla düzenli masajlar yapabilirsiniz.
ÖKSÜRÜK, BRONSİT, ANJİN VE BOĞAZ İLTİHABINDA!
Bütün
bu hastalıklarda ardıç yağı kısa surede etkisini gösterir, büyük
rahatlama sağlar. Dozajına dikkat etmek ve uzun sure kullanmamak
şartıyla çocuklarınıza da rahatlıkla ardıç yağı verebilirsiniz. Ayrıca
inatçı öksürüklerde ardıç meyvesinin kaynatılmasıyla yada kaynayan suya
biraz ardıç yağı katılmasıyla uygulanacak buhar teneffüsünün de çok
faydalı olduğunu, kendi deneyimlerime dayanarak belirtmek istiyorum.
İDRAR SÖKTÜRÜCÜ
Ardıç
yağı idrar söktürücü özelliğiyle bilinir. O, idrar söktürürken, vücutta
birikmiş olan suyu da atar. Hastalık sonrası nekahet döneminin kolay
atlatılmasını sağlar.
ADET SANCILARINA FAYDALI!
Ardıç yağı adet sancılarını dindirir. Adet sokturur. Rahimdeki iltihapları temizler, beyaz akıntılara da iyi gelir.
ŞEKER HASTASIYSANIZ!
Seker
hastaları da zaman ardıç yağından faydalanabilirler. Ardıç yağı
pankreası olumlu etkiler. Kandaki seker miktarını düşürür. Bedende
genel bir iyileşme sağlar. Seker hastası bir yakınımız var. Seker
hastalığıyla alakalı mı bilinmiyor ama, vücudunun çeşitli yerlerinde
yara benzeri oluşumlar meydana geliyormuş. Doktorlar bunun ne sebebini,
ne de çaresini bulabilmişler. İnanamayacaksınız ama bu rahatsızlığa
ardıç yağı çare oldu.
Tavsiyemiz
üzerine ardıç yağı kullanmaya başladı. Bize bildirdiğine göre, ardıç
yağı kullandığında yaralar kayboluyor, bıraktığında ise tekrar
çıkıyormuş. Sebebi ve çaresi bilinmeyen bir hastalıkta, elde edilen bu
etki, sizce de ardıç yağının büyük bir başarısı değil mi?
Babamda
bir şeker hastası ve şekeri çok yüksekti. Doktorlar artık çareyi
İNSÜLİN de demeye başlamışlardı. Biz babama Ardıç Yağı ve Tarçın
kullandırdık. Şimdi tahlillerde Şekerin “Ş” si gözükmüyor.
HAZIMSIZLIK VE GAZ PROBLEMİNE!
Ardıç
yağı sindirimi uyarır, hazmı kolaylaştırır, mide ve bağırsak gazlarını
izale eder. Ardıç yağını kullanan bir çok kişiden gaz problemlerine
çare olduğunu bizzat şahit oldum. Midesinde sürekli şişlik, dolgunluk
hissedenlere de ardıç yağı faydalı olacaktır. Ardıç yağı ayrıca ağız
kokusunu da, izale eder.
MESANE İLTİHAPLARINDA!
Ardıç yağı böbrek rahatsızlıklarında kullanılmaz,
ama söz konusu olan mesane ve idrar yolları enfeksiyonuysa çok iyi bir
antiseptiktir. İdrar yollarını temizler, iltihabı söker atar.
CİLT HASTALIKLARINIZA ÇARE OLABİLİR!
Antiseptik olduğu için haricen kullanımla bir çok deri hastalığında faydası görülecektir. Kaşıntı, egzama, mantar hatta sedef benzeri rahatsızlıklar için onu deneyebilirsiniz.
KULLANİM SEKİLLERİ
DAHİLEN Kesme
seker üzerine 5-6 damla ardıç yağı damlatılıp, dil üzerine konularak
yavaş emilir. Ye da ayni miktardaki ardıç yağı az bir su üzerine
damlatılarak içilir. (günde 3 defa)
BURUNDAN 2
küçük pamuğa 4-5 damla damlatılır ve 2 burun deliğine konulur. Nefes
alırken pamuktan süzülen hava 15-20 dakika teneffüs edilir. Günde bir
veya iki defa yapılabilir.
HARİCEN
Romatizmam hastalıklarda, ağrıyan yerlere zeytinyağıyla 1/10 oranında
karıştırılarak elde edilen karışım ilgili bölgeye sürülerek masaj
yapılır. Cilt hastalıklarında ve selulitte ise doğrudan kullanılır.
Doğal Tedavi Evi
03 Haziran 2008 06:26 · SIFACI
· Etiketler
alternatif tıp
,
ağrı kesici
,
dereotu
,
kolesterol
,
sağlık
,
süt artırıcı
,
şifalı bitkiler
Orjinal Adı: Anethum graveolens
Diğer Adları: Durakotu, Tarhanaotu, Tereotu
Besin Değerleri :
100 gr. taze dereotu yaprak ve saplarının içerdiği besin değerleri
şunlardır: 28 kalori; 2,8 gr. protein; 5,1 gr. karbonhidrat; 0
kolesterol; 0,4 gr. yağ; 0,5 gr. lif; 21 mgr. fosfor; 100 mgr.
kalsiyum: 2,7 mgr. demir: 397 mgr. potasyum: 3.500 IU A vitamini ve 31
mgr. C vitamini.
Maydanozgiller
familyasındandır. Akdeniz havzası kökenli, bir ya da ikiyılIık
dayanıklı otsu bitki olup ükemizde yaygın olarak yetişir. 60 cm. kadar
boylanabilir. Gövdesi yeşil ya da mavi-yeşil renkli, yuvarlak kesitli,
içi boş ve bir ana gövdeden dallara ayrılan yapıdadır. Hoş kokulu,
iplik gibi ince yapılı ve tüylü olan yeşil ya da mavi-yeşil yaprakları;
yaz ortalarında 20 cm. kadar genişlikte şemsiyeye benzer salkımlar
oluşturarak açan sarımsı renkli, hoş kokulu minik çiçekleri vardır.
Oval biçimli, yassı ve esmer kahverengi küçük tohumları (meyvesi) da
hoş kokulu olur. Bitki, tohumlarıyla çoğalır.
Dereotunun
tıbbi bakımından en önemli bölümü olan tohumları, bileşiminde karvon:
limonen adlı maddeler bulunan % 4 oranındaki uçucu yağ ile ayrıca
pektin, reçine ve bazı mineralleri içerir. Bu tohumlar aynen ya da
ezilip baharat olarak bazı yemek ve besinlere katılır. Bitkinin
yaprakları, çeşni vermesi için, yemek ve salatalara konur.
Tibbi
Etkileri ve Kullanımı Besin ve ilaç olarak bedene yararlı nitelikleri
ta Eski Mısırlılar zamanından beri bilinen dereotunun tıbbi etkileri ve
bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:
• Sinirleri yatıştırır ve bedeni rahatlatır.
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Özellikle küçük çocuklarda gaz söktürücü etkisi önemlidir.
• Sindirimi kolaylaştırır. Karın ağrılarına iyi gelir.
• Mineral yönünden zengin olduğu için tuzsuz rejimlerde yer alır.
• Hıçkırığı kesici etkisi vardır.
• Süt bezlerini uyardığından emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• Kusma refleksini bastırır.
Bütün
bu etkilerini sağlamak üzere, tohumları iyice olgunlaşmadan önce bitki
kesilip çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanarak kurutulur.
Tohumları iyice olgunlaşıp renkleri esmer kahverengine dönüşünce yere
temiz bez ya da kâğıt serilip üzerinde demetler dövülerek tohumlarını
dökmesi sağlanır. Bu tohumlardan 1-2 tatlı kaşığı alınarak hafifçe
ezilip üzerine 1 bardak kaynar su dökülür ve 10-15 dakika süreyle
demlendirilir. Yemeklerden önce bu infüzyondan birer bardak içilir.
• Dereotu nefesin kötü kokusunu temizler. Bunun için tohumlan ağızda çiğnenir.
Salata,
çorba, sos, balık ve et yemeklerinde kullanılan dereotunun tam bir şifa
kaynağı olduğu ortaya çıktı. Yrd. Doç. Dr. Atnan Uğur, gaz söktürücü,
yatıştırıcı ve hazmettirici özellikleri bulunan dereotunun nefes açmak
ve kötü ağız kokulardan arınmak için yarım ya da bir çay kaşığı
tohumunun çiğnenmesinin yeterli olacağını belirtti. Dereotunun mide
krampları ve spazmlarında da oldukça etkili olduğu dile getiren Yrd.
Doç. Dr. Atnan Uğur, tohumlarının kusma, hıçkırık ve karın şişmesi gibi
rahatsızlıklara da iyi geldiğini kaydetti.
NEFESİ AÇIYOR, AĞRIYI GEÇİRİYOR
Dereotu
tohumunun bal ile şerbet yapılarak içilirse kusmayı kolaylaştıracağını
dile getiren Yrd. Doç. Uğur, "Tohumlarından yapılan çay, bağırsak
yanmaları, karın ağrıları ve idrar yapamama gibi durumlarda fayda
sağlamaktadır. Dereotu çayı yapmak için, ezilmiş 2 çay kaşığı dereotu
tohumunu, kaynamakta olan suya atarak 2-3 dakika kaynatılması
yeterlidir. On dakika kadar çayın demlenmesi beklendikten sonra, her
yudumda nefesin açıldığı hissedilecektir. Çocuklara, gaz ve sancı
durumlarında, seyreltilmiş çaydan daha az miktarlarda verilebilir"
dedi.
ANNE SÜTÜNÜ ARTIRIYOR
Dereotunun
aynı zamanda sindirime yardımcı ve idrar söktürücü özelliğinin de
bulunduğunu belirten Uğur “Düzenli tüketilmesi durumunda, emzikli
kadınların sütünü arttırma gibi özellikleri ile de halk reçetelerine
girmiştir. Çürüme, ezilme, sancı, öksürük, uykusuzluk, sarılık,
iskorbüt, ağrılı yerler, karaciğer, safra ve bağırsak problemleri,
böcek sokmaları gibi rahatsızlıklarda kullanılmaktadır.
KOLESTEROLÜ AZALTIYOR
Tohumları,
sindirim sisteminde ishale neden olan birçok bakteriye karşı vücudu
koruyor. Lapası rahimdeki enfeksiyonları temizliyor. Hayvanlar
üzerindeki denemelerde, damarlarda genişlemeyi arttırdığı ve kan
basıncını düşürdüğü, solunumu teşvik ettiği ve kalp atış hızını
azalttığı belirlenmiştir. Yine fareler üzerinde yapılan denemelerde,
dereotu yapraklarından çıkarılan coumarin (vanilyaya benzeyen koku) 14
günlük kürü ile farelerin kan serumunda trigliserit seviyesinde yüzde
50, toplam kolesterol seviyesinde ise yüzde 20 azalma belirlenmiştir"
BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ
Dereotu
bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Bayat olmayan tohumları bahçelerde,
derince kazılıp gübrelenerek düzeltilen yerlerine ilkbaharda, nisan
ayının ılık bir gününde öğle saatlerinde toprağa serpilerek ekilir.
Tohumların üzeri ince bir toprak tabakasıyla örtülür. Süzgeçle sık sık
sulanarak çimlenmeleri sağlanır. Çimlenen fidelerden aşırı sıklık
yaratanları ve zayıf olanları sökülerek seyreltme yapılır. Ya da
tohumlar başlangıçta 15-20 cm. aralıkla çok derine olmamak üzere elle
ekilir.
BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Ilıman ve sıcak iklimleri seven dereotu bitkisi, bahçemizin bol güneş gören yerine ekilmelidir.
Toprak isteği: Toprak
bakımından aşırı seçici olmayan dereotu bitkisi hafif, kumlu, süzek
(suyu iyi akıntılı) ve organik madde yönünden zengin olan topraklarda
iyi yetişir.
Sulama: Su isteği makul derecede olan dereotu bitkisinin toprağı, kurak havalarda sulanıp nemli tutulmalıdır.
Gübreleme:
Bitkinin ekileceği yeri hazırlarken toprağa verilen iyi yanmış çiftlik
gübresinden başka bir kez de yaz ortalarında kompoze fenni gübre
serpilmesi yararlı sonuçlar verir.
Hasat (Derim):
Yaz ortalarında dereotunun sap ve yaprakları geliştikçe, bunlar
koparılarak sürekli hasat edilir. Dereotu tohumlarının hasadı için
bitkinin yaz sonuna doğru olgunlaşan çiçek şemsiyeleri uzun saplarıyla
birlikte kesilip toplanır. Çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanır,
yüksek bir yere baş aşağı asılıp iyece kurutulur. Sonra, temiz bir örtü
ya da kâğıt üzerine tutulan demetlere vurularak veya bu demetler
silkelenerek tohumların dökülmesi ve toplanması sağlanır.
Doğal Tedavi Evi