12 Haziran 2008 17:58 · SIFACI
· Etiketler
adet sancısı
,
anjin
,
ardıç
,
bronşit
,
cilt bakımı
,
gaz
,
grip
,
kolesterol
,
romatizma
,
sedef
,
selülit
,
sinüzit
,
şeker
Yağlar, çok
miktarda bitkinin islenmesiyle az miktarda elde edilirler. Oldukça
yoğun bir içeriğe sahip bu yağları mutlaka dozajına uygun kullanmak
gerekir. Şimdi sizlere Ardıç Yağı hakkında bilgiler vereceğiz.
Pek
çok insanin daha önce adini bile duymadığı, ama kullanıp etkisini
gördükten sonra, vazgeçilmezi haline gelen ardıç yağı, bir çok insanin
hayatında küçümsenemeyecek değişikliklere yol açtı. Onların hayatini
çok olumlu etkiledi. Pek çok insana şifa kaynağı oldu. Onu tanıyıp
kullandığınızda, gerçekten de ne kadar mucizevi bir yağ olduğunu sizin
de onaylayacağınıza eminim. Şimdiye kadar pek çok bitkiyi tavsiye
ederken, uzun sureli kullanımın şart olduğunu belirttik. Ama ardıç
yağını uzun sureli kullanamıyoruz. 4-6 haftalık bir kullanımdan sonra
mutlaka birkaç haftalık bir ara vermek gerekiyor.
Ardıç
yağı böbrek hastalarında ve hamilelerde kullanılmaz. Dahilen alımlarda
kesinlikle belirtilen miktarın üzerine çıkılmaz. Haricen kullanımlarda
ise sure ve doz kısıtlaması söz konusu değil.
Bakin ardıç yağı hangi hastalıklarda bize yardımcı oluyor:
KANI TEMİZLER
Ardıç
yağı kani temizler, kandaki zehirli maddeleri dışarı atar. Kan yoluyla
oluşan hastalıklara da engel olur. Ayrıca kansızlığa iyi
gelir.vücuttaki toksinleri temizlediği, iltihapları söktüğü,
tıkanıklıkları açıp temizlediği için arındırıcı bitkisel kürlerde yer
almaktadır.
GRİP ARTIK SORUN DEĞİL !
Hiç
unutmam, bundan 5-6 yıl kadar önce misafirlerim vardı ve onlardan bir
tanesi oldukça rahatsız görünüyordu. Arkadaşımın bu hasta hali beni
rahatsız etti. Konuşurken aile boyu griplerinin çok ağır geçtiğini, en
az 10 iğne kullanmadan kendilerine gelemediklerini anlattı. Hemen orada
ona, ardıç yağı damlatılmış bir kesme seker ikram ettim. Arkadaşım
etkisini hissetmiş olacak, giderken bana ardıç yağıyla ilgili sorular
sormaya başladı. Sonra ardıç yağı temin edip kullanmış ve hastalığını
kolayca tedavi etmeyi basarmış. O günden sonra ne zaman karsılaşsak,
ardıç yağı sayesinde iğnelerden kurtulduğunu söyler, kendisini ardıç
yağıyla tanıştırdığım için teşekkür eder. Ardıç yağının grip ve soğuk
algınlığındaki etkisi gerçekten de denemeye değer. Hele bir de soğuk
algınlığına yatkınsanız, gripleriniz çok ağır gediyorsa, ne
kullanırsanız kullanın fayda vermiyorsa en kısa zamanda onunla
tanışmalısınız. Onu kullanıp, etkisini gördüğünüzde bana hak
vereceğinize eminim. Bugüne kadar pek çok insan onunla şifayı yakaladı,
ona alıştı, onu evinin bir numaralı ilacı yaptı. Ailemizde de en sık
başvurduğumuz ilaçlardan birisidir ARDIÇ YAĞI.
Vücudumuzda azıcık bir kırgınlık hissettiğimizde, hemen ardıç yağı kullanmaya baslarız.
Onunla
grip çoğu zaman başlayamadan biter. Bazen de baslar, ama etrafımızdaki
insanlardan çok daha kısa surede ve hafif atlatırız. Üstelik hiçbir
kimyasal ilaç kullanmadan. Ardıç yağını dozajını düşürerek
çocuklarımıza da veriyoruz. Kısa surede etkisini görüyor,
antibiyotiklere muhtaç olmamanın huzurunu yasıyoruz. ARDİÇ YAĞI
ayrıca vücut ateşini de düşürüyor, soğuk algınlığında çok ihtiyaç
duyduğumuz terlemeyi sağlayarak, vücuttan toksin atılmasını temin
ediyor.
SİNÜZİTTE ARDIÇ YAĞI !
Sinüzit
zor bir hastalıktır. Özellikle de kıs aylarında. Sinüzit soğuğu hiç
sevmez ve en ufak bir üşütmede kendini gösterir. Burun tıkanıklığıyla
birlikte görülen bas ağrıları dayanılmaz olabilir. Tıkanık burnunuzu
açmayı çoğu zaman başaramazsınız. İste bu durumda ARDIÇ YAĞI
büyük yardımcı. Burundan teneffüs edildiğinde tıkalı burnu açıyor,
sinüsleri boşaltıyor, iltihabı söküyor. Sinüslerin boşalmasıyla büyük
rahatlama sağlandığı gibi, buna bağlı baş ağrıları da sona eriyor.
Sinüzit tedavisinde ardıç yağı burundan teneffüs edilerek uygulanır.
Bunun yanında dahilen almak da, iltihap sökülmesine yardım edeceğinden
etkiyi artırır.
ROMATİZMA, ARTRİT VE GUTTA !
Bu
üç hastalıkta ardıç yağı vücuttaki fazla suyu atarak, rahatlamaya sebep
olur. Eklem ve kas ağrılarını yatıştırır, hareket kabiliyetini artırır.
Dahilen kullanımın yanı sıra, ağrılı bölgelere zeytinyağıyla 1/10
oranında karıştırılarak masaj yapılması büyük fayda sağlar. Ardıç
yağıyla yapılan masajlar çarpma, burkulma, ezilme gibi durumlarda da
etkilidir.
SELULİT PROBLEMİNİZ Mİ VAR?
Bitkisel
yağlar kullanılarak tedavi yapılan aromaterapide, ardıç yağı selülitte
başarıyla kullanılmaktadır. Sizler de eğer selüloitlerinizden kurtulmak
istiyorsanız, ardıç yağıyla düzenli masajlar yapabilirsiniz.
ÖKSÜRÜK, BRONSİT, ANJİN VE BOĞAZ İLTİHABINDA!
Bütün
bu hastalıklarda ardıç yağı kısa surede etkisini gösterir, büyük
rahatlama sağlar. Dozajına dikkat etmek ve uzun sure kullanmamak
şartıyla çocuklarınıza da rahatlıkla ardıç yağı verebilirsiniz. Ayrıca
inatçı öksürüklerde ardıç meyvesinin kaynatılmasıyla yada kaynayan suya
biraz ardıç yağı katılmasıyla uygulanacak buhar teneffüsünün de çok
faydalı olduğunu, kendi deneyimlerime dayanarak belirtmek istiyorum.
İDRAR SÖKTÜRÜCÜ
Ardıç
yağı idrar söktürücü özelliğiyle bilinir. O, idrar söktürürken, vücutta
birikmiş olan suyu da atar. Hastalık sonrası nekahet döneminin kolay
atlatılmasını sağlar.
ADET SANCILARINA FAYDALI!
Ardıç yağı adet sancılarını dindirir. Adet sokturur. Rahimdeki iltihapları temizler, beyaz akıntılara da iyi gelir.
ŞEKER HASTASIYSANIZ!
Seker
hastaları da zaman ardıç yağından faydalanabilirler. Ardıç yağı
pankreası olumlu etkiler. Kandaki seker miktarını düşürür. Bedende
genel bir iyileşme sağlar. Seker hastası bir yakınımız var. Seker
hastalığıyla alakalı mı bilinmiyor ama, vücudunun çeşitli yerlerinde
yara benzeri oluşumlar meydana geliyormuş. Doktorlar bunun ne sebebini,
ne de çaresini bulabilmişler. İnanamayacaksınız ama bu rahatsızlığa
ardıç yağı çare oldu.
Tavsiyemiz
üzerine ardıç yağı kullanmaya başladı. Bize bildirdiğine göre, ardıç
yağı kullandığında yaralar kayboluyor, bıraktığında ise tekrar
çıkıyormuş. Sebebi ve çaresi bilinmeyen bir hastalıkta, elde edilen bu
etki, sizce de ardıç yağının büyük bir başarısı değil mi?
Babamda
bir şeker hastası ve şekeri çok yüksekti. Doktorlar artık çareyi
İNSÜLİN de demeye başlamışlardı. Biz babama Ardıç Yağı ve Tarçın
kullandırdık. Şimdi tahlillerde Şekerin “Ş” si gözükmüyor.
HAZIMSIZLIK VE GAZ PROBLEMİNE!
Ardıç
yağı sindirimi uyarır, hazmı kolaylaştırır, mide ve bağırsak gazlarını
izale eder. Ardıç yağını kullanan bir çok kişiden gaz problemlerine
çare olduğunu bizzat şahit oldum. Midesinde sürekli şişlik, dolgunluk
hissedenlere de ardıç yağı faydalı olacaktır. Ardıç yağı ayrıca ağız
kokusunu da, izale eder.
MESANE İLTİHAPLARINDA!
Ardıç yağı böbrek rahatsızlıklarında kullanılmaz,
ama söz konusu olan mesane ve idrar yolları enfeksiyonuysa çok iyi bir
antiseptiktir. İdrar yollarını temizler, iltihabı söker atar.
CİLT HASTALIKLARINIZA ÇARE OLABİLİR!
Antiseptik olduğu için haricen kullanımla bir çok deri hastalığında faydası görülecektir. Kaşıntı, egzama, mantar hatta sedef benzeri rahatsızlıklar için onu deneyebilirsiniz.
KULLANİM SEKİLLERİ
DAHİLEN Kesme
seker üzerine 5-6 damla ardıç yağı damlatılıp, dil üzerine konularak
yavaş emilir. Ye da ayni miktardaki ardıç yağı az bir su üzerine
damlatılarak içilir. (günde 3 defa)
BURUNDAN 2
küçük pamuğa 4-5 damla damlatılır ve 2 burun deliğine konulur. Nefes
alırken pamuktan süzülen hava 15-20 dakika teneffüs edilir. Günde bir
veya iki defa yapılabilir.
HARİCEN
Romatizmam hastalıklarda, ağrıyan yerlere zeytinyağıyla 1/10 oranında
karıştırılarak elde edilen karışım ilgili bölgeye sürülerek masaj
yapılır. Cilt hastalıklarında ve selulitte ise doğrudan kullanılır.
Doğal Tedavi Evi
03 Haziran 2008 06:26 · SIFACI
· Etiketler
alternatif tıp
,
ağrı kesici
,
dereotu
,
kolesterol
,
sağlık
,
süt artırıcı
,
şifalı bitkiler
Orjinal Adı: Anethum graveolens
Diğer Adları: Durakotu, Tarhanaotu, Tereotu
Besin Değerleri :
100 gr. taze dereotu yaprak ve saplarının içerdiği besin değerleri
şunlardır: 28 kalori; 2,8 gr. protein; 5,1 gr. karbonhidrat; 0
kolesterol; 0,4 gr. yağ; 0,5 gr. lif; 21 mgr. fosfor; 100 mgr.
kalsiyum: 2,7 mgr. demir: 397 mgr. potasyum: 3.500 IU A vitamini ve 31
mgr. C vitamini.
Maydanozgiller
familyasındandır. Akdeniz havzası kökenli, bir ya da ikiyılIık
dayanıklı otsu bitki olup ükemizde yaygın olarak yetişir. 60 cm. kadar
boylanabilir. Gövdesi yeşil ya da mavi-yeşil renkli, yuvarlak kesitli,
içi boş ve bir ana gövdeden dallara ayrılan yapıdadır. Hoş kokulu,
iplik gibi ince yapılı ve tüylü olan yeşil ya da mavi-yeşil yaprakları;
yaz ortalarında 20 cm. kadar genişlikte şemsiyeye benzer salkımlar
oluşturarak açan sarımsı renkli, hoş kokulu minik çiçekleri vardır.
Oval biçimli, yassı ve esmer kahverengi küçük tohumları (meyvesi) da
hoş kokulu olur. Bitki, tohumlarıyla çoğalır.
Dereotunun
tıbbi bakımından en önemli bölümü olan tohumları, bileşiminde karvon:
limonen adlı maddeler bulunan % 4 oranındaki uçucu yağ ile ayrıca
pektin, reçine ve bazı mineralleri içerir. Bu tohumlar aynen ya da
ezilip baharat olarak bazı yemek ve besinlere katılır. Bitkinin
yaprakları, çeşni vermesi için, yemek ve salatalara konur.
Tibbi
Etkileri ve Kullanımı Besin ve ilaç olarak bedene yararlı nitelikleri
ta Eski Mısırlılar zamanından beri bilinen dereotunun tıbbi etkileri ve
bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:
• Sinirleri yatıştırır ve bedeni rahatlatır.
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Özellikle küçük çocuklarda gaz söktürücü etkisi önemlidir.
• Sindirimi kolaylaştırır. Karın ağrılarına iyi gelir.
• Mineral yönünden zengin olduğu için tuzsuz rejimlerde yer alır.
• Hıçkırığı kesici etkisi vardır.
• Süt bezlerini uyardığından emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• Kusma refleksini bastırır.
Bütün
bu etkilerini sağlamak üzere, tohumları iyice olgunlaşmadan önce bitki
kesilip çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanarak kurutulur.
Tohumları iyice olgunlaşıp renkleri esmer kahverengine dönüşünce yere
temiz bez ya da kâğıt serilip üzerinde demetler dövülerek tohumlarını
dökmesi sağlanır. Bu tohumlardan 1-2 tatlı kaşığı alınarak hafifçe
ezilip üzerine 1 bardak kaynar su dökülür ve 10-15 dakika süreyle
demlendirilir. Yemeklerden önce bu infüzyondan birer bardak içilir.
• Dereotu nefesin kötü kokusunu temizler. Bunun için tohumlan ağızda çiğnenir.
Salata,
çorba, sos, balık ve et yemeklerinde kullanılan dereotunun tam bir şifa
kaynağı olduğu ortaya çıktı. Yrd. Doç. Dr. Atnan Uğur, gaz söktürücü,
yatıştırıcı ve hazmettirici özellikleri bulunan dereotunun nefes açmak
ve kötü ağız kokulardan arınmak için yarım ya da bir çay kaşığı
tohumunun çiğnenmesinin yeterli olacağını belirtti. Dereotunun mide
krampları ve spazmlarında da oldukça etkili olduğu dile getiren Yrd.
Doç. Dr. Atnan Uğur, tohumlarının kusma, hıçkırık ve karın şişmesi gibi
rahatsızlıklara da iyi geldiğini kaydetti.
NEFESİ AÇIYOR, AĞRIYI GEÇİRİYOR
Dereotu
tohumunun bal ile şerbet yapılarak içilirse kusmayı kolaylaştıracağını
dile getiren Yrd. Doç. Uğur, "Tohumlarından yapılan çay, bağırsak
yanmaları, karın ağrıları ve idrar yapamama gibi durumlarda fayda
sağlamaktadır. Dereotu çayı yapmak için, ezilmiş 2 çay kaşığı dereotu
tohumunu, kaynamakta olan suya atarak 2-3 dakika kaynatılması
yeterlidir. On dakika kadar çayın demlenmesi beklendikten sonra, her
yudumda nefesin açıldığı hissedilecektir. Çocuklara, gaz ve sancı
durumlarında, seyreltilmiş çaydan daha az miktarlarda verilebilir"
dedi.
ANNE SÜTÜNÜ ARTIRIYOR
Dereotunun
aynı zamanda sindirime yardımcı ve idrar söktürücü özelliğinin de
bulunduğunu belirten Uğur “Düzenli tüketilmesi durumunda, emzikli
kadınların sütünü arttırma gibi özellikleri ile de halk reçetelerine
girmiştir. Çürüme, ezilme, sancı, öksürük, uykusuzluk, sarılık,
iskorbüt, ağrılı yerler, karaciğer, safra ve bağırsak problemleri,
böcek sokmaları gibi rahatsızlıklarda kullanılmaktadır.
KOLESTEROLÜ AZALTIYOR
Tohumları,
sindirim sisteminde ishale neden olan birçok bakteriye karşı vücudu
koruyor. Lapası rahimdeki enfeksiyonları temizliyor. Hayvanlar
üzerindeki denemelerde, damarlarda genişlemeyi arttırdığı ve kan
basıncını düşürdüğü, solunumu teşvik ettiği ve kalp atış hızını
azalttığı belirlenmiştir. Yine fareler üzerinde yapılan denemelerde,
dereotu yapraklarından çıkarılan coumarin (vanilyaya benzeyen koku) 14
günlük kürü ile farelerin kan serumunda trigliserit seviyesinde yüzde
50, toplam kolesterol seviyesinde ise yüzde 20 azalma belirlenmiştir"
BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ
Dereotu
bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Bayat olmayan tohumları bahçelerde,
derince kazılıp gübrelenerek düzeltilen yerlerine ilkbaharda, nisan
ayının ılık bir gününde öğle saatlerinde toprağa serpilerek ekilir.
Tohumların üzeri ince bir toprak tabakasıyla örtülür. Süzgeçle sık sık
sulanarak çimlenmeleri sağlanır. Çimlenen fidelerden aşırı sıklık
yaratanları ve zayıf olanları sökülerek seyreltme yapılır. Ya da
tohumlar başlangıçta 15-20 cm. aralıkla çok derine olmamak üzere elle
ekilir.
BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Ilıman ve sıcak iklimleri seven dereotu bitkisi, bahçemizin bol güneş gören yerine ekilmelidir.
Toprak isteği: Toprak
bakımından aşırı seçici olmayan dereotu bitkisi hafif, kumlu, süzek
(suyu iyi akıntılı) ve organik madde yönünden zengin olan topraklarda
iyi yetişir.
Sulama: Su isteği makul derecede olan dereotu bitkisinin toprağı, kurak havalarda sulanıp nemli tutulmalıdır.
Gübreleme:
Bitkinin ekileceği yeri hazırlarken toprağa verilen iyi yanmış çiftlik
gübresinden başka bir kez de yaz ortalarında kompoze fenni gübre
serpilmesi yararlı sonuçlar verir.
Hasat (Derim):
Yaz ortalarında dereotunun sap ve yaprakları geliştikçe, bunlar
koparılarak sürekli hasat edilir. Dereotu tohumlarının hasadı için
bitkinin yaz sonuna doğru olgunlaşan çiçek şemsiyeleri uzun saplarıyla
birlikte kesilip toplanır. Çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanır,
yüksek bir yere baş aşağı asılıp iyece kurutulur. Sonra, temiz bir örtü
ya da kâğıt üzerine tutulan demetlere vurularak veya bu demetler
silkelenerek tohumların dökülmesi ve toplanması sağlanır.
Doğal Tedavi Evi